KÖŞE YAZILARIM

Metin GÖREN

Suçlu Ayağa Kalk

Onyedi yaşındaki bir delikanlı, tüm olanakları hizmetinde olan bir futbol yaşantısı özler…Sabah kahvaltısının enerji depolamasıyla, halı gibi oyun alanlarında, antrenörünün uyguladığı program çerçevesinde antrenmanını gerçekleştiren geleceğin yıldızı, duşunu aldıktan sonra adale gruplarının tümünü masörün sihirli parmaklarına emanet etmeyi düşler…Ve topluca gidilen yemekten sonra kuştüyü yataklarda dinlenceyi ve öğleden sonra yapılacak ikinci antrenman için hazırlığını en ince ayrıntısına dek düşünür…Bu onun için en doğal gelişimlerdir..Bu onun hizmetine verilmesi gerekli futbol işlemleridir…Tesis yönünden devletin, kulüpler seviyesinde yönetimlerin görevidir tüm bunlar…Oysaki;Bunların hiç biri yoktur ülkemizin futbol standartları arasında…Amatör sporcunun çilesi bundandır…Amatörün öyküsü roman olur, film olur…Ne devlet baba kucağını açar, ne de devlet babanın denetimindeki Futbol Federasyonu…Vereceksin ki, istemeye yüzün olsun…Olanak sağlayacaksın ki, genç oyuncular yetişsin ülke futbolu üst boyutlara ulaşsın…Siz ya da sizler; Futbolumuzu yönetenler…Yabancı oyuncu sayısını artırabilmek için oy birliğiyle el kaldıranlar, başlarıyla tasdik edenler…Ya da bir başkası, birileri, onlar, bunlar , şunlar…Üçüncü Ligi bilinçsizce organize ederek amatör futbolun atar damarını kesenler, hayat gölünü kurutanlar…Politika denizinde kulaç atanlar…Özcesi, yanılgılar içinde olanlar… Vicdan mahkemelerinde kendilerini yargılayanlar… Hepiniz  suçlusunuz…Yeniden yapılanmayı sağlamadığınız, amatör sporlara yeni olanaklar sunmadığınız sürecede suçlu kalacaksınız…

 

Metin GÖREN

Amatörün sesi kısıldı

Geçmişin tüm güzellikleri, sihirli kürenin gizemli dünyasında ne yazık ki kayboldu… Türk Futbolu’nun temel taşı amatörlerin gözyaşları sel oldu, sonsuzluğa doğru şimdi hüzünle akıyor… Ankara futbolunun cefakarları, 19 Mayıs Stadı’nın değişmeyen görüntüsü içinde yaşam savaşı veriyorlar anlamlı… Modern çağın futbola yönelik avantajlarını hala kullanamayan bir büyük toplum, yıllardan beri bıçak sırtı uğraş veriyor…Futbol endüstrisinin baş döndüren olağanüstü yapısını sanalda olsa yasak çizgileriyle belirleyen yönetim kadrolarının  emirleri ( ! ) doğrultusunda hareket ettirilen bu koca ve yüce toplumun öfkesi dinmedi, isyanı ise henüz gerçekleşemedi… Profesyonel yapının himmetinde ve onun izniyle,  komik denecek tarzda yer yurt sahibi olan amatörlerin mücadelesi onurunu yitirmedi ama kalitesini çoktan kaybetti… Baba harçlık verirse, oğul üzerine giysi alacak… Lüks spor malzemelerin vitrin resitallerini, iç geçirerek izleyebilen taptaze gençleri hala ve inatla bir çorba parasına mahkûm mu edeceğiz… Topa dokunduğu ayaklarına rüyalarını süsleyecek ayakkabılar giydirmeyi asla düşünemeyen mantık, yağışlı günlerde forma rengiyle ten rengi karışan bir ayıbı çayını yudumlayarak izleyebiliyorsa, bu amatör futbolu kalbinden yaralamak anlamındadır… Ve böylesine bir topluma sözde sahip çıkmak ya da çıkıyor gözükmek, ayıptan türeyen ayıplar olmalıdır…Birileri çıkar amatörlerin çaresizliğine sahip çıkar mı? Sanmıyorum… Birileri çıkar, yine mangalda kül bırakmaz, kendisi atar, kendisi tutar… Ve Kemal Çeliker, Ali Öcal gibi ruhunu amatörlere adamış, adam gibi adamların onurlu uğraşları da sürer gider, sonsuza dek… Amatörler yıllardan beri bir oyun sergiler, 19 Mayıs açık hava tiyatrolarında… Her yıl binlerce seyirci, hıçkırıklara boğulur bu ilginç tiyatroda… Perde iner, umut yolculuğu da biter… Üç beş övgü, keçi boynuzu gibidir, tat vermez…

 

Kemal Çeliker 

Güle Oynaya

25.04.2010 Fenerbahçe Kasımpaşa Maçı Sonrası 

Açıkçası beklediğim bir oyun oldu. Skor kesinlikle kimseyi aldatmasın Fenerbahçe güle oynaya kazandı.
İlk dakikadan bitiş düdüğüne kadar Fenerbahçeli futbolcular rahat rahat top yaptı. Hiç telaşa kapılmadılar. Belki ilk yarı fazla pozisyon yakalamadılar ama kontrollü oyunun meyvelerini de ikinci yarı topladılar. Pas yapa yapa 7-8 pozisyona girdiler. Dirençsiz Kasımpaşa yorulunca üst üste hatalar yapmaya başladı.
Futbolda sabırlı oynamak da bir hünerdir. İşte Fenerbahçe ligde bunu en iyi başaran takım. 50 ila 70. dakikalar arasında maç 5-0 da olurdu. Halı saha gibiydi. Teknik Direktör Daum kenardan oyunu seyrederken uzun süre değişiklik yapmaya bile gerek görmedi. Çünkü işler iyi gidiyordu. Takımı sürekli pozisyona giriyordu.
Futbol garip bir oyun, ama Fenerbahçe ondan daha garip bir takım. Ben dahil birçok kişiyi bu sezon fena yanılttılar. İlk sekiz hafta geçildiğinde “Fenerbahçe bu yolda yalnız kalır. Tek rakibi Galatasaray olur” diye tahminde bulunmuştum. Belediye maçından sonra bu kez “işi mucizelere kaldı” yorumunu yaptık. Ancak son 8 haftada 22 puan toplayan Fenerbahçe kalesinde tek gol görmedi. Yani takım iyi giderken de anormal işler yapıyor, kötü giderken de. Kestirmek zor valla… Sezon içinde siyah ile beyaz kadar büyük farklılıklar gösteren bir takım daha yoktur herhalde…
Bazen takımlarda yaşanan sakatlıklar hayırlı sakatlık olabiliyor. Aynı Cristian örneğinde olduğu gibi. Cristian’sız Fenerbahçe adeta kabuk değiştirdi. Daha dirençli ve basit oynayan Selçuk takıma büyük katkı sağladı. Cristian varken Emre takımın en sırıtan ismiydi. Selçuk ile birlikte kendine geldi. Selçuk en az Emre kadar koşuyor, sürekli yardım ediyor. Ayrıca yönetimin doğru hamleleri de  takımın ayağa kalkmasında önemliydi. Takıma ciddiyet geldi.
Tek farklı kazanılan maçlara baktığınızda Gaziantep’e, Antalya’ya, Galatasaray’a, Kayseri’ye, Beşiktaş’a karşı ciddi olmazsanız 1-0’ı koruyamazsınız.
Kasımpaşa’ya gelince; yerli Barcelona işte bu kadar. Pozitif düşünce kazanmaya yetmiyor. Bu takıma isteseniz de defans yaptıramıyorsunuz. Böyle olunca da iyi defans yapan her takımdan gol yemek kaçınılmaz oluyor. 

Kemal Çeliker 

Devlette İsrafin Böylesi

Türkiye genelinde yapılması Planlanan 81 ilin Müdürlerini bir araya toplayarak sporun sorunları
ve çalışmalar hakkında Sn. Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN’ın memleketi Rize’de 5 yıldızlı otelde
toplantının yapılacağı aynı gün yapılması beklenirken yetkililerce “Sn.Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN’ın”
Avrupa’ya gitti gerekçesi ile toplantının yapılacağı aynı gün iptal edilmesi biraz düşündürücü değimlidir?
DEVLETTE İSRAFIN BÖYLESİ!!!!
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bünyesinde 81 ilin Müdürlerini toplantıya çağrılmasıyla apar topar toplantıya
katılmak için o illerin Müdürlerinin kimisi uçak kimisi makam araçları ile Başbakanımız Sn. Recep Tayip ERDOĞAN’ın
memleketi Rize’ye gidilsin toplantı aynı gün iptal edilsin! Toplantıya katılan 81 il Müdürlerinin masrafları devletin
parasıyla yapılmış olması biraz garip değil mi? Ayrıca o7-04-2010 Çarşamba günü yapılması gerekirken toplantı
başka bir güne erteleniyor! Yapılan bu masraflar kimin cebinden çıkıyor merak ediyorum doğrusu? Toplantı
yapılacak ise aynı gün yapılır ve kimseden de gıkı çıkmaz! 81 ilin Müdürleri boşu boşuna gitmesine karşın, başka
bir güne ertelenmesi yazık Değimlidir? İşte Devlette İsrafın Böylesi görülmüş değil!!!! 

  

ASALET BOYDA DEĞİL, SOYDA OLMALI.

İNCELİK BELDE DEĞİL, DİLDE OLMALI.

DOĞRULUK SÖZDE DEĞİL, ÖZDE OLMALI.

GÜZELLİK YÜZDE DEĞİL, YÜREKTE OLMALI… 

Bir haftanın yorgunluğundan sonra baba Pazar sabahı kalkmış, eline gazetesini almış ve akşama kadar oturup dinlenecek olmanın keyfini çıkartmaya başlamış.Ama baba bunları düşünürken oğlu yanına gelerek kendisini parka götürmek için geçen hafta söz verdiğini hatırlatmış.
Baba, canı hiç dışarıya çıkmak istemediği için ‘bir bahane bulup evde oturayım, dinleneyim’ diye düşünmüş.
Birden gazetenin promosyon olarak verdiği dünya haritası gözüne ilişmiş. Bu haritayı hemen parçalara ayırmış ve oğluna uzatmış;
” Bu haritayı  birleştirebilirsen hemen gidelim parka ” demiş.Ardından da içinden derin bir oh çekmiş; “dünyanın  coğrafya profesörlerinden birini getirsen yine de toplayamaz, bunu iyi akıl ettim” diyerek sevinmiş.Aradan 10 dakika geçmeden çocuk koşarak babasının yanına gelmiş. “Baba haritayı düzelttim, parka gidebiliriz!” demiş.
Adam önce inanmamış ve görmek istemiş. Görünce de şaşırarak nasıl yaptığını sormuş.Çocuk demiş ki;
-Bana verdiğin haritanın arkasında insan resmi vardı……..
“İNSANI DÜZELTİNCE, DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELDİ !…” 

Kemal Çeliker 

Futbol Federasyonu Uyan Artık

Türk futboluna ilgi aldı başını giderken, Futbol Federasyon Yerinde saymaya devam ediyor! Federasyon yetkililerine
Sesleniyoruz uyanın Artık. Türk futbolu ilgisizlikten çöküyor. Türkiye genelinde amatör U 14-15-16-17 karşılaşmalarını 
Deneyimsiz hakemlerinin tek başına yönetilmesine nasıl bir Cevap vereceksiniz? Olmadı semt kulüp maçlarına tek hakem
Verilirken, profesyonel futbol takım maçlarına nasıl oluyor da 3 hakem verebiliyorsunuz. Buna ne diyeceksiniz?
Futbol Federasyonu yanlış yapıyorsunuz uyanın artık! Futbol Federasyonu kurmayları yapılan çalışmalarda
Vebal altında kaldığınızın farkındasınızdır herhalde! Türk futboluna karşı sorumluluğunuzu göz ardı edemezsiniz! 
Binlerce yoksul ailenin çocuklarının hakları gasp edilmiyor mu? Sn. Başbakanımız Sabahın köründe kalkar muhalefete verir veriştirir.
Muhalefet Geç kalmayarak makam ve mevkilerine yakışmayan dalaşmalarla Başbakan çatar. Aziz Milleti bıktırana kadar, Türk futboluna sahip çıksanız günah mı olur sanki? Türk futbolu hakkında yapılan çalışmalarda TFF hep geri kalıyorsunuz UYANIN ARTIK!
Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan protokol işbirliğine diyecek yok. Peki, okullarda futbol eğitimi alan geleceğin gençlerini BETON zeminde idman Yaptırılması sağlık açısından zararlı değimlidir?Değerli federasyon yetkililerine hatırlatıyoruz. Haklı önerilerimize es geçmeyin

UYANIN ARTIK LÜTFEN!

Kemal Çeliker 

Beş Kuruşluk Tebessümün Hikayesi

Küçük kiz,hüzünlü bir yabanciya gülümsedi. Bu gülümseme adamin kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava icinde yakin
geçmiste kendisine yardim eden bir dosta tesekkür etmedigini hatirladi.Hemen bir not yazdi,yolladi.
Arkadasi bu tesekkürden o kadar keyiflendi ki,her ögle yemek yedigi lokantada garson kiza yüklü bir bahsis birakti. Garson kiz ilk defa
böyle bir bahsis aliyordu.Aksam eve giderken,kazandigi paranin bir parçasini her zaman köse basinda oturan fakir adamin sapkasina birakti.
Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki…iki gündür bogazindan asagi lokma geçmemisti. Karnini ilk defa doyurduktan sonra,bir apartman
bodrumundaki tek odasinin yolunu islik çalarak tuttu. Öyle neseliydi ki, bir saçak altinda titreyen köpek yavrusunu görünce,kucagina
aliverdi.Küçük köpek gecenin sogugundan kurtuldugu için mutluydu. Sicak odada sabaha kadar kosusturdu.Gece yarisindan sonra apartmani dumanlarsardi.Bir yangin basliyordu.Dumani koklayan köpek öyle bir havlamaya basladi ki,önce fakir adam uyandi, sonra bütün apartman halki…
Anneler,babalar dumandan bogulmak üzere olan yavrularini kucaklayip, ölümden kurtardilar … Bütün bunlarin hepsi,bes kurusluk bile maliyeti olmayan bir
tebessümün sonucuydu.
 

MUTLU BiR GÜLÜMSEYiŞiN YERiNi HiÇ BiR TATLI SÖZ TUTAMAZ

Kemal Çeliker 

Tamamen Duygusal

22.02.2010 Fenerbahçe Bursaspor Maçı Sonrası 

Çok ilginç maçtı. Fenerbahçe müthiş başladı. 2-0’ı buldu, en az üç pozisyonu da kaçırdı. Bursaspor varlık gösteremiyordu. Bu maçlarda iki farklı öne geçtikten sonra gol yememen lazım. Nitekim oyun 2-1’e geldi, işin rengi değişti. 

Fenerbahçe bir anda özgüvenini kaybetti, tam tersi Bursa morallendi. Fenerbahçe bir gün önce iki rakibi 2’şer puan kaybettiği için bu bilinçle maça istekli girdi. Tam skoru koparacaktı ki, çıkarken Gökhan Gönül ile kaptırılan bir top gol olunca hakimiyeti yitirdi. Oyunun devamında orta sahayı Bursa ele geçirdi. Maçın başında dönen tüm topları toplayan Fenerbahçe, sahasından çıkamaz hale geldi. Oyunun kontrolünü tekrar ele geçirmek için üçüncü golü bulmak gerekiyordu. Ancak kontrataklarda Alex ve önce Güiza ardından yerine giren Semih arkadan destek alamayınca bu imkan da ortadan kalktı. İleriye yardım etmek için orta alanı geçen bir tek Emre oldu.Fenerbahçe’nin önlenemeyen bir gol yeme hastalığı var. Buna çare bulamıyorlar. Bursa’dan iki maçta altı gol yediler, Manisa ve Lille’e en az 4-5 pozisyon verdiler. Başkan, yönetici, taraftar, teknik direktör hepsi hatayı yanlış adreste arıyor. Hep forvetler hedefte. Fenerbahçe takımı öyle veya böyle bu ligin son beş sezondur en çok gol atan takımı. Sorun arkada. Ayrıca bir takımda bu kadar sakatlık da olmaz. 

Daum dengeleri alt-üst etti

Geçen hafta beraberliği kurtarmasına rağmen Gökhan Ünal’ın girmesinin yanlış olduğunu söylemiştim. Dün de girdi, Bursa maçı kazandı. Girmeyecekti. Çünkü bu takımın hassas bir kadrosu var. Semih’i, Gökhan’ı, Alex’i bir arada kaldırmaz.

Ve son olarak şunu söylüyorum; Fenerbahçe, Semih’i sezon sonunda satmalı. Bir Semih hayranı olarak bunu istiyorum. Türkiye’nin en iyi yerli santrforu olduğunun altını çize çize bunu istiyorum. Çünkü bu takımda Semih varken, gelen ağzıyla kuş tutsa başarılı olamaz. Semih bu takıma alınan her santrfora zarar veriyor. Bu tabii ki onun suçu değil. Ancak dün Daum, seyirci Semih’i istiyor diye önce bir tepki verdi, ardından Güiza – Semih değişikliğini yaparak bütün dengeleri alt üst etti. Sahadaki oyuncuları da etkiledi. Ben düzinelerce gol kaçırsa da seyircinin o tepkisinden sonra Semih’i asla sokmazdım. Güiza’yı çıkarırdım ama yine de Semih’i almazdım. 

Kemal Çeliker 

Kör dövüşü

07.02.2010 Kayseri Galatasaray Maçı Sonrası 

Teknik Direktör Frank Rijkaard, işler kötü gittiği halde maç içinde hiçbir müdahalede bulunmadı 

Öyle bir maçtı ki, iki takım da yüksek konsantrasyonda oynadı. Ancak oyun ilerledikçe zemin kötüleşti. Karşılaşma da kör dövüşü haline geldi. Yani golü atanın kazanacağı bir müsabaka izledik.

İki takımın da ciddi eksikleri var. Sezon içinde çok fazla şans bulamayan oyuncular forma giydi.

Galatasaray takımının öndeki üç oyuncusu rakip stoper ve beklerin kucağından bir türlü kurtulamadılar. Kolay marke edildiler. Galatasaray’ın orta sahasında öne doğru hamle yapan biraz Elano vardı. Mustafa Sarp ve Mehmet Topal ceza sahasına girmeden maçı bitirdiler.

Kayseri takımında Ali Turan ve Toledo’nun yokluğu nedeniyle bütün dengeler bozuldu. Stoper Serdar sağ beke geçti. Tolunay Kafkas oyunun son bölümünde 10 kişi kalınca her an iş yapabilecek Makukula, Mehmet Eren ve Gökhan Emreciksin’i çıkardı. En azından oyunu tutmak adına.

Galatasaray’ın kötü futbolu devam ediyor. Maç boyunca birkaç karambol dışında pozisyon yok. Santos tipinde ve ondan daha iyi Galatasaray’ın kadrosunda çok oyuncu var. Yönetimin planlaması tek kelimeyle skandal. Takımın kalitesi artacağına düştü. Takımlarında forma giyemeyen iki oyuncu alıyorsunuz, Nonda gibi bir forveti yolluyorsunuz. Galatasaray bugünkü kadrosu ile lig ikinciliğini bile zor alır.

Teknik Direktör Rijkaard, işler kötü gittiği halde maç içinde hiçbir müdahalede bulunmadı. En çok iş yapacak Arda’yı iki stoperin arasından kurtaramadı. Keita ve Santos’tan birini forvete kaydırıp, en azından Arda’yı çizgiye veya orta sahaya alabilirdi. Arda’nın bütün meziyetlerini yok etti. Arkadan da destek gelmeyince kısır bir maç ortaya çıktı.

Kayseri takımı taş gibi bir takım. Belki dün iyi oynamadılar ama oyundan hiç kopmayıp kora kor, dişe diş mücadele ettiler. Yani boşuna bu kadar puan almamışlar.

Tolga Özkalfa mı; verdikleri ve vermedikleri ile kötü bir maç yönetti 

 

 

Comments are closed.









  • Takvim

  • Eylül 2010
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « Ağu    
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    27282930  




www.isyazilim.com


Haber Spor Haberleri